Besinlerin tazeliği, temizliği ve içerdiği katkı maddeleri sağlığı nasıl etkileri

internette besin madderleri ve tazeliği ile ilgili yaptığım aramalarda birçok sitede aşağı yukarı burdaki yazı mevcuttur... Umarım işinizi görecektir....








Besinler vucudumuzda en etkili kriterlerdir.Besin alırken bir çok kurala dikkat etmeliyiz. Besinlerin tazeliğinin vücudumuza etkiside büyüktür. Taze besin, sağlıklı vitaminli ve minarali bol , içerisinde vucudumuza zarar verebilecek organizmaların oluşmadığı besinlerdir.Bu tarz besinleri tercih ederek besin zehirlenmelerinden korunulmalıdır.Bu durumda besinlerin temizliğininde vucut sağlığımıza etkisi kaçınılamaz.
Taze besinlerin ve temiz besinlerin seçimi ve besinlerin hazırlanmaları sırasında uygulanması gereken bazı kurallar vardır ve bunların uygulanması sağlık ve temizlik açısından önemlidir. Bu kurallara uyulmadığı takdirde besin zehirlenmeleri meydana gelir. Bu kuralları şöyle sıralayabiliriz:
• Hastalık yapabilecek şüpheli besinler, özellikle küflenmiş olanlar yenilmemelidir. • Sağlam, zedelenmemiş, bozuk olmayan besinler seçilmeli ve satın alınmalıdır.
• Besinlerin hazırlanma, saklanma ve servis edilmeleri sırasında hastalık etmeni
mikroorganizmalar ile kirlenmesi önlenmelidir
• Zehirli mantarları gözle ayırt etmek mümkün olmadığı için kültür mantarları dışında
mantar tüketilmemelidir.
• Hazırlama, saklama ve servis sırasında kullanılan araç, gereçlerde
mikroorganizmaların çoğalması önlenmelidir.
• Mutfak ve yemek yenen yerlerin temizliğine özen gösterilmelidir.
• Herhangi bir haşere ve mikroorganizma bulaşmasından kuşkulanılırsa, taze
sebzeler 20 dakika tuzlu veya klorlu suda bekletilmelidir.
• Besinlerin bakteriler tarafından çıkarılan toksinlerden başka zehirli maddelerle
karışması veya kirlenmesi önlenmelidir.Özellikle temizlik maddeleri, DDT gibi haşere
öldürücü ilaçlardan sakınmalıdır.Bu gibi maddeler besinlerden uzak yerlerde;
örneğin depo olarak kullanılan ayrı oda veya kilerlerde, etiketlenmiş olarak
saklanmalıdır.
• Çiğ yenecek sebze ve meyveler, pişirilecek taze sebzeler ve kuru meyveler,
temizlenmiş ve pişmeye hazır tavuk, balık, parça etler ve yumurta iyice yıkanmalıdır.
• Sebze ve meyveler toz, topraklarından ve ilaç kalıntılarından temizlenmesi için bir
müddet su dolu bir kapta bekletildikten sonra, bol su ile birkaç kez yıkanmalıdır.
• Besinlerin hazırlanması, saklanması, pişirilmesi, servis için sıcak tutulması, yeniden
ısıtılması sırasında uygulanacak sıcaklık dereceleri bakterilerin çoğalmasını
önleyecek yeterlilikte olmalıdır.
• Et, tavuk, balık, süt, yumurta ve bunlarla hazırlanmış yemekler 16-490C arasındaki
en tehlikeli bölgede, asla bırakılmamalıdır.
• Besinler oda sıcaklığında bütün gece boyunca bırakılmamalıdır.
• Toz ve haşerelerden korumak için üzeri daima kapalı olarak saklanmalıdır.
• Sıcak yemekler en kısa sürede soğutularak buzdolabına konulmalıdır. Pişmiş
yemekler, oda sıcaklığında kendi kendine soğutulmaya bırakılmamalıdır.
• Çabuk bozulan et, tavuk, balık, süt, yumurta gibi besinlerin dükkanlarda güneşten
uzak ve buzdolabında saklanmaları gerekir. Satın alındıktan sonra yine
bekletilmeden hemen buzdolabına konulmalıdır.
• Dondurulmuş besinler, buzdolabının alt raflarında bekletilerek çözdürülmelidir.
Çözülme işi oda sıcaklığında, radyatör üzerinde ve altında, hafif ateşte veya güneşli
yerde yapılmamalıdır.
• Çözülmüş besinler bekletilmeden pişirilmelidir.
• Etler, birer yemeklik miktarlarda, yassı bir şekilde paketlenmiş olarak
dondurulmalıdır.
• Kırık, çatlak ve kirli yumurtalar satın alınmamalıdır.
• Kıyma ve organ etleri uzun süre saklanamadığından kısa sürede tüketilmelidir.
• Süt ve sütlü besinler, krema, deniz ürünleri, soğuk etler, ordövrler, kanepeler, sosis,
salam, yumurta ve yumurtalı besinler, kremalı pasta ve tatlılar, kıyma kullanılmış
besinler, sandviçler devamlı olarak buzdolabında (+50C nin altında) saklanmalıdır.
• Ekmek, çörek, kurabiye yapmak için hamurun mayalandırılması besleyici değerini
artırır.
• Ekmek ince dilimlenip kızartılırsa besleyici değeri azalır.
• Tarhananın besleyici değeri yüksektir. Pişirirken içine pişmiş nohut, mercimek,
havuç eklenmesi değerini daha da artırır.Tarhana yapılırken güneşte kurutulursa,
süt ve yoğurt aydınlık yerde bekletilirse vitamin B2, vitamin B6 ve folik asit değerleri
azalır.
• Yumurta, süt, yoğurt, peynir ve tahinle yapılan tatlıların besleyici değerleri, sadece
un, yağ, şeker kullanılarak yapılanlardan daha fazladır. Şeker yerine pekmez
kullanılması besleyici değerini daha da artırır.
• Sütlü tatlı yaparken şeker önceden konur ve birlikte pişirilirse veya fırında yüksek
sıcaklıkta pişirilirse, protein değeri azalır. Pastörize veya sterilize uzun ömürlü
sütleri kullanın.
• Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi besinler iyi pişirildiğinde sindirimi kolaylaşır ve
böylelikle protein değeri artar.
• Yumurta çiğ yenirse ya da sarısının etrafı yeşillenecek kadar hızlı ateşte, uzun süre
pişirilirse, besleyici değeri azalır.
• Sebzelerden yapılan salatalara limon veya sirke eklenir, bekletilirse A ve C vitamini
değeri azalır.
• Sebzeler doğrandıktan sonra bekletilirse, haşlama ve pişirme suları atılırsa vitamin
ve mineralleri azalır.
• Meyveler kesildikten ya da suyu sıkıldıktan sonra bekletilirse C vitamini değeri
azalır.Hatta sıkılmış meyve suları buzdolabında bekletilse bile vitamin değeri azalır.
• Yağ yakıldıktan sonra yemeğe konursa, sağlığa zararlı duruma gelir.
• Yoğurdun yeşilimsi suyu atılırsa vitamin değeri azalır.Yine, yoğurt torbaya konup
süzülür, süzülen suyu atılırsa vitamin kaybı olur.
• Ambalajlanmış ürünlerde özellikle son kullanma tarihlerine dikkat ediniz. Son
kullanma tarihi geçmiş ürünleri satın almayınız.
• Üzerinde etiketi olmayan, ambalajı bozulmuş ve kapağı bombeleşmiş olan
konserveler sağlık için son derece zararlıdır.
• Ambalajlanmış ürünleri alırken mutlaka etiket bilgilerini okuyunuz.



Besinlerin tazeliğinin, temizliğinin ve içerdiği katkı maddelerinin sağlığa etkileri

Gıda Ve besin Temizliği

Yaşam düzeyinin artması birlikte teknoloji bi şekilde verilen hizmetin doğal bi şekilde daha da iyi olması beklenmektedir. Sağlıklı besin tüketiminin sağlanması ve teşvik edilmelidir. yalın 1 anlatım birlikte gıda değerini kaybetmemiş, fiziksel, kimyasal mikrobiyolojik açıdan temiz olan, bozulmamış besin maddesi sağlıklı besin bi şekilde tanımlanabilir.

Dünya besin sektöründeki gelişmelerle ülkemiz besin sektöründeki gelişmeler karşılaştırıldığında , gerek mevcut olanaklar ve gerekse üretici ve tüketici bilinci açısından ele alındığında üzücü fakat hakikat olan, kritik eksikliklerin olduğudur.


Yaşam düzeyinin artması birlikte teknoloji bi şekilde verilen hizmetin doğal bi şekilde daha da iyi olması beklenmektedir. Tüketime sunulan gıdanın nedenli sağlıklı olduğu, pek epey aşamada yapılan denetimler birlikte belirlenmektedir. En iyi denetim denetleyicileri ise; üreticinin bizzat kendisi, kanuni denetim kuruluşları ve tüketicilerdir. Gıdanın sağlığı dendiğinde değişik kriterler dikkate alınmıştır. Örneğin: ABDde 1992 yılında besin Pazarlama Enstitüsü ( Food Marketing Instıtute) yaptığı ankette; tüketici gıdalardaki pestisit kalıntılarını, üreticiler ise, gıdalardaki mikroorganizmaları birinci derecede besin tehlikesi bi şekilde görmektedirler.

Bütün gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, besin konularında öngörülen esas ilke; tüketicinin sağlıklı ve kaliteli gıdalarla beslenerek gerek hastalık etmenlerinden ve gerekse kafi ve dengeli beslenme yönünden sağlığının korunması ve besin alımında aldatılmasının önlenmesidir.

Ülkemizde %60-70lere varan genç 1 nüfus kitlesi bulunur. Bunun anlamı şudur; yetersiz ve dengesiz beslenme durumlarında vücudun büyüme, gelişme ve normal çalışmalarında aksamaları olacaktır. Sağlığın temeli bi şekilde kabul ettiğimiz beslenmenin yetersiz ve dengesiz olması halinde 1 epey hastalıkların ortaya çıkacağı bilinmektedir. Vücudun büyümesi, dokuların yenilenmesi ve çalışması sebebiyle lazım olan gıda öğelerinin bütün birinin kafi miktarlarda alınması ve vücutta elverişli biçimde kullanılması halinde (yeterli ve dengeli beslenme) insanın çalışma , planlama ve üretme yeteneğini artıracağı muhakkaktır. Dünya nüfusunun hızla artması, gelişen teknolojiye bağlantılı etraf kirliliği ekonomik güçsüzlük ve eğitim yetersizliği beslenme sorunlarını derinleştirmekte ve emniyetli besin teminini zorlaştırmaktadır.

Gıda sanayii, besin maddelerini üretim bölgelerinden toplayan, taşıyan,işleyen ve dağıtan sanayii dalıdır. Belli koşulların temin edildiği besin zincirine soğuk zincir bi şekilde tanımlanabilir.

Nüfus artışı ve süratli kentleşme, besin bilim ve teknolojisindeki gelişmeler, beslenme ve besin hijyenine verilen ehemmiyet, yeme alışkanlıklarındaki değişmeler, dış pazara açılma, dağıtım ve pazarlama sistemlerindeki yenilikler v.b besin sanayinin gelişmesinde epey kritik roller oynamaktadır.

Ancak, besin üretimi 1 sanayi dalı bi şekilde ele alındığında diğer sanayi dallarında olduğu gibi başarı, standartlara ve tüketicinin beklentilerine elverişli besin maddesini bütün vakit eşdeğer kalitede, istenilen miktarda ve en ekonomik biçimde üretilmesine bağlıdır.

Gıda hammaddesinin işletmeye girmesinden başlayarak mahsül elde edilmesi aşamasına kadar ki üretim zincirinde ürüne muhtelif kaynaklardan mikroorganizma kontaminasyonu söz konusudur. Mikroorganizma elverişli ortamlarda hızla üreyerek üründe istenmeyen değişikliklere yol açabilmektedir. yalnız, endüstriyel mikrobiyolojide fermente mahsüller sebebiyle mikroorganizma şarttır. Örneğin; yoğurt, peynir, sirke, turşu vb fermente ürünlerinin üretimlerinde mikroorganizma gelişmeleri istenen 1 olgudur. Elbette ki bu üretimlerde belli şartlar altında yapılmaktadır.

Gıda kaynaklı afiyet sorunlar;

Doğrudan besin maddelerinden kaynaklanabileceği gibi ,

Olumsuz etraf şartları,

Üretici ve tüketicilerin besin hijyeni konusunda olumsuz veri, tutum ve davranışları

Gelişen teknolojiye rağmen hala ilkel metotlarla besin üretiminin sürek etmesi,

Toplumda besin kaynaklı hastalık taşıyıcılarının varlığı,

Hayvanlardaki zoonotik hastalıklar ve benzeri 1 epey etmenler besin kaynaklı hastalıkların ortaya çıkmasına niçin olabilmektedir.

Mikroorganizmaların gıdalara toprak, hava, su, besin işçileri, insan ve hayvanların bağırsak sistemleri, böcekler, kemirgenler, kuşlar ve birtakım evcil hayvanlar, besin işletmelerinde kullanılan hammadde, muhtelif alet ekipman ve kaplar, bundan sonra ve atıklar birlikte hammadde, ara mahsül ya da son ürünün, temas ettiği bütün türlü yüzeyden bulaşabilir. Bu kontaminasyon kaynaklarını; insan, hayvan ve etraf olmak üzere 3 antet altında toplamak mümkündür.

Bulaşma kaynakları kapsamlı olarak; insan‚ hayvan ve etraf bi şekilde sıralanabilir. Bu kaynaklar arasında özellikle besin işçileri, (hasta ya da portör olan) burun, ağız, deri, dışkı elleriyle pek epey enfeksiyon ve intoksikasyon etkeni mikroorganizmayı gıdaya direk bi şekilde taşıyabilirler. besin işletmelerindeki idari ve teknik personelinin hijyen ve

sanitasyon konusunda bilinçli olması, sonucun başarısı açısından önemlidir.

Özellikle ishal ve kusma gibi belirtiler gösteren hastalıklar birlikte boğaz ve derisinde muhtelif enfeksiyonlara sahip şahıslar, idareci tarafından derhal rapor edilmeli ve bu şahıslar asla 1 ünitede çalıştırılmamalıdır.

Enfeksiyon ve intoksikasyona sebep olan mikroorganizma örnekleri verilecek olursa; toprak ve su kaynaklı gıdalara bulaşan bakteriler arasında; Bacillus, Clostridium, Enterobakter vb. İnsan ve hayvanların bağırsak sistemlerinde sık bi şekilde bulunan mikroorganizmalar; Escherichia, Salmonella, Shigella, Staphylococcus vb. Burada mikroorganizmalara değinilmedeki gaye; tehlikenin kimliği ve düzeyinin bilinerek alınacak önlemlere ışık tutması açısından önemlidir.

Gıda zehirlenmesine niçin olan bakterilerden en önemlileri; Staphylacoccus, Salmonella, Streptococcus, Clostridium v.b dır. Stafilokoklar, insan ve hayvanların burun boşluklarında vardır. Zehirlenme 1- 6 saat arasında ortaya

çıkmakta olup, baş dönmesi, baş dönmesi, kusma ve ishal birlikte kendini gösterip, 12-24 saat sürmektedir.

Zehirlenmenin görüldüğü gıdalar:

Soğuk et, tavuk, kuru mamuller.

Mikroorganizma kaynaklı hastalıkların artma nedenlerini şöyle sıralayabiliriz.

Hazır besin üretimi ve tüketimindeki artışlar,

Toplu besin tüketimlerinin artması ( zehirlenmelerin baş göstermesi)

Kentlerdeki nüfus yoğunluğunun artması ve buna bağlantılı bi şekilde plansız şehirleşme ve alt bina yetersizlikleri,

Beslenme alışkanlıklarındaki değişmeler,

Turistik ve ticari amaçlı gezilerin gelişen ulaşım kolaylığına bağlantılı bi şekilde hızla artması,

Genel bi şekilde insanların bağışıklık sisteminin zayıflaması,

Sağlık kontrollerinin daha düzenli tutulmasıdır.

Bütün bu istenmeyen olumsuz gelişmeler düşünüldüğünde besin hijyeninin önemi 1 defa daha kendini göstermektedir.

Hijyen; insan sağlığının korunması ve uzun süre yüksek düzeyde tutulması amacına yönelik olup,*

Sanitasyon; insan sağlığını tehdit eden mikroorganizmaların bulundukları ortamdan olabildiğince uzaklaştırılmasıdır. Sanitasyon sağlanmasında personel açısından karşılaşılan sorunda taşıyıcılık sorunudur. Taşıyıcı insanlar, patojen (hastalık yapıcı) mikroorganizmayı vücutlarında kendileri etkilenmeden taşırlar ve bunları temas ettikleri bütün yere yayarlar. Bu durum taşıyıcı tarafından bilemeyeceği sebebiyle tehlike daha da büyümektedir.

İnsanın kontaminasyonda aracı olan en kritik organı elleridir. Ellerle hammadde, mahsül ve muhtelif yüzeylere dokunulduğu gibi saç, ağız, burun, mendil, tuvalet kapısı ve para gibi diğer 1 epey kontaminasyon kaynaklarına da temas edilmektedir. buna ilave olarak eller , ağız ve burun salgıları ve dışkı birlikte de direk temas edebilmektedir. Diğer taraftan ellerdeki yara, sivilce ve çıbanlarda direkt kontaminasyon kaynaklarıdır.

GIDA VE GIDA HİJYENİ

GIDA VE GIDA HİJYENİ

GÜVENLİ GIDA HAZIRLANMASINDA DÜNYA SAĞLIK TEŞKİLATININ on ALTIN KURALl

TEMİZLİK VE DEZENFEKSİYON

GIDA GÜVENLİĞİ İLE İLGİLİ DİKKAT EDİLMESİ** GEREKEN KURALLAR

Günümüz teknolojisi, kendini devamlı geliştiren, yenileyen, iyiyi daha iyiyi yakalama arzusunda olan yükselmelerle daima gündemde kalma başarısına ulaşmaktadır.Öyleki size yenilik bi şekilde sunulan 1 teknolojinin eşdeğer vakit dilimi içerisinde diğer teknolojik gelişmelerle karşılaştırıldığında yenilik özelliğinin kalktığını görebilmekteyiz. Bunun en canlı yaşandığı sektör Bilgisayar sektörü olup, bu sektör diğer bütün sektörlerin zeminini oluşturmaktadır. Bizim konumuz besin sektörüdür. Doğrudan insan sağlığını ilgilendirmesi nedeni birlikte Dünya besin sektöründeki gelişmelerle ülkemiz besin sektöründeki gelişmeler karşılaştırıldığında , gerek mevcut olanaklar ve gerekse üretici ve* tüketici bilinci* açısından ele alındığında üzücü fakat hakikat olan, kritik eksikliklerin olduğudur.*

Yaşam düzeyinin artması birlikte teknoloji bi şekilde verilen hizmetin doğal bi şekilde daha da iyi olması beklenmektedir.Yaşama, büyüme, ve gelişme faaliyetlerimizi yerine getirebilmemiz sebebiyle kafi ve dengeli besin tüketimine dikkat etmemiz gerekmektedir. Amaç, sağlıklı besin tüketiminin sağlanması ve teşvik edilmesidir. Sağlıklı besin dendiğinde ise; yalın 1 anlatım birlikte gıda değerini kaybetmemiş, fiziksel, kimyasal mikrobiyolojik açıdan temiz olan, bozulmamış besin maddesi olark tanımlanabilmektedir. Tüketime sunulan gıdanın ne denli sağlıklı olduğu ise, pek epey aşamada yapılan denetimler birlikte belirlenmektedir. En iyi denetim denetleyicileri ise; üreticinin bizzat kendisi, kanuni denetim kuruluşları ve tüketicilerdir. Gıdanın sağlığı dendiğinde değişik kriterler dikkate alınmıştır.Örneğin: ABDde 1992 yılında besin Pazarlama Enstitüsü ( Food Marketing Instıtute) yaptığı ankette; tüketici Gıdalardaki pestisit kalıntılarını, üreticiler ise, gıdalardaki mikroorganizmaları birinci derecede besin tehlikesi bi şekilde görmektedirler.*

Bütün gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, besin konularında öngörülen esas ilke;*

Tüketicinin sağlıklı ve kaliteli gıdalarla beslenerek gerek hastalık etmenlerinden ve gerekse kafi ve dengeli beslenme yönünden sağlığının korunması ve besin alımında aldatılmasının önlenmesidir.*

Ülkemizde %60-70lere varan genç 1 nüfus kitlesi bulunur. Bunun anlamı şudur; Yetersiz ve dengesiz beslenme durumlarında vücudun büyüme, gelişme ve normal çalışmalarında aksamaları olacaktır. Sağlığın temeli bi şekilde kabul ettiğimiz beslenmenin yetersiz ve dengesiz olması halinde 1 epey hastalıkların ortaya çıkacağı bilinmektedir. Vucüdun büyümesi, dokuların yenilenmesi ve çalışması sebebiyle lazım olan gıda öğelerinin bütün birinin kafi miktarlarda alınması* ve vücutta elverişli biçimde kullanılması* halinde ( kafi ve dengeli beslenme ) insanın çalışma , planlama ve üretme yeteneğini artıracağı muhakkaktır.*

Dünya nüfusunun hızla artması, gelişen teknolojiye bağlantılı etraf kirliliği ekonomik güçsüzlük ve eğitim yetersizliği beslenme sorunlarını derinleştirmekte ve emniyetli besin teminini zorlaştırmaktadır.*

Gıda sanayii, besin maddelerini üretim bölgelerinden toplayan, taşıyan,işleyen ve dağıtan sanayii dalıdır. Belli koşulların temin edildiği besin zincirine soğuk zincir bi şekilde tanımlanabilir.*

*

Nüfus artışı ve süratli kentleşme,

Gıda bilim ve teknolojisinde ki gelişmeler,*

Beslenme ve besin hijyenine verilen ehemmiyet,

Yeme alışkanlıklarındakideğişmeler,

Dış pazara açılma,

Dağıtım ve pazarlama sistemlerindeki yenilikler v.b

gıda* sanayinin gelişmesinde epey kritik roller oynamaktadır.*

Ancak, besin üretimi 1 sanayi dalı bi şekilde ele alındığında diğer sanayi dallarında olduğu gibi başarı, standartlara ve tüketicinin beklentilerine elverişli besin maddesini bütün vakit eşdeğer kalitede, istenilen miktarda ve en ekonomik biçimde üretilmesine bağlıdır.*

Gıda hammaddesinin işletmeye girmesinden başlayarak mahsül elde edilmesi aşamasına kadar ki üretim zincirinde ürüne muhtelif kaynaklardan m.o kontaminasyonu söz konusudur.Mikroorganizma (m.o) elverişli ortamlarda hızla üreyerek üründe istenmeyen değişikliklere yol açabilmektedir. yalnız, endüstriyel mikrobiyolojide fermente mahsüller için* mikroorganizma şarttır. Örneğin; Yoğurt, Peynir, Sirke, Turşu vb fermente ürünlerinin üretimlerinde m.o gelişmeleri istenen 1 olgudur. Elbetteki bu üretimlerde belli şartlar altında yapılmaktadır. Örneğin; bir gr yoğurtta 107-8 (10 milyon) bakteri) bulunur.*

Diğer taraftan besin maddesinde epey sayıda m.o bulunması pastörizasyon ve sterilizasyon gibi ısıl işlemler birlikte başarılı olunmasını da* da güçleştirilmektedir. Mikroorganizmalarla kontamine olmuş gıdaların tüketimi; İnsanlarda enfeksiyon (gıdaya bulaşma) ve intoksikasyona(Gıda zehirlenmelerine) niçin bi şekilde kritik afiyet sorunlarına da sebebiyet verebilmektedir.*

Gıda kaynaklı afiyet sorunlar;*

*

Doğrudan besin maddelerinden kaynaklanabileceği gibi ,*

Olumsuz etraf şartları,*

Üretici ve tüketicilerin besin hijyeni konusunda olumsuz veri, tutum ve** davranışları*

Gelişen teknolojiye rağmen hala ilkel metodlarla besin üretiminin sürek etmesi,*

Toplumda besin kaynaklı hastalık taşıyıcılarının varlığı,*

Hayvanlardaki zoonotik hastalıklar*

ve benzeri 1 epey etmenler besin kaynaklı hastalıkların ortaya çıkmasına niçin olabilmektedir.*

Mikroorganizmaların gıdalara toprak, hava, su, besin işcileri, insan ve hayvanların bağırsak sistemleri, böcekler, kemirgenler, kuşlar ve birtakım evcil hayvanlar, besin işletmelerinde kullanılan hammadde, muhtelif alet ekipman ve kaplar, bundan sonra ve atıklar birlikte hammadde, ara mahsül ya da son ürünün, temas ettiği bütün türlü yüzeyden bulaşabilir. Bu kontaminasyon kaynaklarını; insan, hayvan ve etraf olmak üzere 3 antet altında toplamak mümkündür.*

*

Bulaşma kaynakları kapsamlı olarak; İnsan¸ hayvan ve etraf bi şekilde sıralanabilir. Bu kaynaklar arasında özellikle besin işçileri, (hasta ya da portör olan) burun, ağız, deri, dışkı elleriyle pek epey enfeksiyon ve intoksikasyon etkeni mikroorganizmayı gıdaya direk o!arak taşıyabilirler. besin işletmelerindeki idari ve teknik personelinin hijyen ve sanitasyon konusunda bilinçli olması, sonucun başarısı açısından önemlidir.*

Özellikle ishal ve kusma gibi belirtiler gösteren hastalıklar birlikte boğaz ve derisinde muhtelif enfeksiyonlara sahip şahıslar, idareci tarafından derhal rapor edilmeli ve bu şahıslar asla 1 ünitede* çalıştırılmamalıdır.*

Enfeksiyon ve intoksikasyona sebep olan mikrooorganizma örnekleri verilecek olursa;*

*

Toprak ve su kaynaklı gıdalara bulaşan bakteriler arasında; Bacillus, Clostridium, Enterobakter v.b*

İnsan ve hayvanların bağırsak sistemlerinde sık bi şekilde bulunan mikroorganizmalar; Escherichia, Salmonella, Shigella, Staphylococcus v.b*

Burada m.olara değinilmedeki gaye; tehlikenin kimliği ve düzeyinin bilinerek alınacak önlemlere ışık tutması açısından önemlidir.*

E.coli; İnsan ve diğer memelilerinin bağırsak sisteminde yaşamaktadır. Bağırsaklardan, doğrudan doğruya su ve toprağa ve buralardan da* gıdalara üretimden tüketime kadar geçen süreç içinde muhtelif biçimde bulaşırİar. Burada dikkat edilmesi gereken verilmek istenen ileti şudur. Tuvaletten çıkan 1 işcinin elini yıkamadan üretime geri dönmesi halinde gıdaya direk geçebilen 1 mikrop olmasıdır. besin maddesi içinde kesinlikle bulunmamalıdır. gıda zehirlenmesine niçin olmaktadır. on gr numune içinde 1 tane bulunması halinde; 15 dk da iki adet; 60 dk da 16 tane ; 120 dk (2 saat) da 256 adet; 180 dk (3saat) da 4098 tane E coli miktarında çoğalma görülmektedir. gıda zehirlenmesine niçin olmaktadır. 7-12 saat inkübasyon( gelişme) süresidir.Belirtileri ise; diyare karın ağrısı, kusma gibi şikayetlerle kendini göstermekte olup 24 saat sürek etmektedir. birtakım vakalarda ise yüksek ateş (39-40 derece) ve iyileşme süresinin 3-4 gün olduğu bilinmektedir. Süt, peynir v.b ürünlerde daha çok görülmektedir.*

Salmonella; İnsan ve hayvanların bağırsak sistemlerinde mekan almasına rağmen, gıdalara da dışkı birlikte bulaşmış diğer kaynaklardan** bulaşabilir. besin maddelerinde (25 gr) ¸bulunulmasına kesinlikle müsade verilmez. Belirtileri; baş dönmesi, mide ağrısı, kusma, ani ishal ve ateş birlikte kendini gösterip zehirlenme şiddeti; tüketilen gıdanın miktarına, besin birlikte alınan salmonella sayısına ve kişinin direncine bağlantılı bi şekilde seyretmektedir. tesir süresi iki -7 gündür. Genelde zehirlenme ;Et, tavuk, süt ve mamulleri birlikte,kuru mamüllerde görülmekte ise de salmonella zehirlenmelerinin % 72 si et, tavuk ve yumurta vasıtasıyla olmaktadır. Ölümcül sonuçlarında görüldüğü bilinmektedir.







Bu konu üsütne başka kaleme alınmiş bir yazı umarim işe yarar hepsi

besinlerin tazeliğinin temizliğinin ve içerdiği katkı maddelerinin sağlığa etkisi


Besinler Ve Pişirme Teknikleri
Kansere karşı savaşta en önemli kural sık sık, azar azar dengeli beslenmek. Diyet ve beslenme uzmanı Gökçenler’e göre besinleri uzun süre yüksek ısıda pişirmek ise kansere davetiye çıkarıyor

Son yıllarda kanser tedavisindeki gelişmeler hızla ilerlerken, pek çok alanda olduğu gibi kanserde de koruyucu tıbbın önemi artıyor. Bilim adamlarının bu kadar önem verdiği koruyucu tıbbın en önemli silahlarından biri ise beslenme. Yiyip içtiğimiz, elimizin altındaki besinlerin her biri, birer kanser savaşçısı. Öyle ki besinlerdeki kansere karşı koruyan bazı maddeler, kanser ilaçlarının içeriğine dahi giriyor.
Diyet ve beslenme uzmanı Murat - Aysun Gökçen çifti de “Kanseri beslenerek yenebilirsiniz ” adlı yeni kitaplarında kanser ve beslenme ilişkisine ışık tutuyor. Özellikle yemekleri pişirirken yapılan yanlışlara dikkat çeken Gökçenler, yanmış yiyecekleri kesinlikle tüketilmemesi, proteinli süt gibi besinlerin asla şekerle kaynatılmaması gerektiğini vurguluyor. Gökçenlere göre geleneksel bazı pişirme yöntemlerimiz ve yemeklerimiz, kansere davetiye çıkarır nitelikte. Bunlardan bazıları, kestane kebap, gözleme, kavrulmuş leblebi, krem karamel….
Gökçen çifti, Remzi Kitabevi’nden basılacak bu yeni kitapları henüz piyasaya çıkmadan önce sorularımızı yanıtlayarak, merak edilenleri anlattı…
Kanser oluşumuyla beslenme ilişkisi nedir?
- Farklı kaynaklara göre beslenme ile ilgisi yüzde 10 - 70 arasında olup, genel olarak yüzde 35 kabul edilir. Bu çok yüksek bir oran. Radyasyon ve sigarayı beslenmeyle kıyaslarsak, beslenmenin önemi daha çok anlaşılır. Radyasyonla kanser oluşumu oranı normal koşullarda yüzde 1 - 5 arasındadır. Sigara içmenin kanser oluşumuna etkisi ise ortalama yüzde 25 oranında olduğu bildirilmekte. En önemlisi, tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 70′i beslenme, egzersiz ve diğer yaşam tarzı alışkanlıklarıyla önlenebilmektedir.

Kansere karşı beslenmede en önemli kural nedir?
- En önemlisi beslenme yoluyla bağışıklık sistemimizi güçlü kılabildiğimiz için yeterli ve dengeli beslenmek. Yani sık sık, azar azar, az yağlı ve günlük alması gereken besin maddelerini alarak. Herkesin en azından bir kere bile olsa bir diyetisyene başvurması lazım. Diyetisyene gittiği zaman proteini, karbonhidratı, yağı ne kadar alması gerektiğini öğrenecek.

Hangi besinleri riskli kabul etmeliyiz?
- Bolca kuyrukyağı katılmış ve mangalda kavrulmuş kebaplar çok dikkat edilmesi gereken yiyeceklerin başında gelir. Keşke, bu besinleri hiç yemeden durabilsek… Ayrıca, karamelize edilmiş yiyeceklerden uzak durulması lazım. Şekerin yakılması olarak tanımlayacağımız karamelizasyon, kanser yapıcı faktörler arasında düşünülmelidir. Bundan dolayı, karamelli pasta, karamelli dondurma gibi besinleri çok sık tüketmemek gerekir.

Öyleyse pişirme yöntemleri de etkili…
- Yanmış olan her besinde risk çok yüksektir. Susamı yanmış simit, yanarak üzerinde siyah benekler oluşmuş bazlama, gözleme tipi yufkalar, kabuğu yanmış ekmek, kurabiye, börek ve kek, fazla kızartılmış ekmek, kestane kebabın yanmış dış yüzeyi, kavrulmuş ve üzerinde siyah benekler oluşmuş sarı leblebi türü besinler çok sık tüketilmemelidir.

Yemek pişirirken nelere dikkat etmeli?
- Maalesef çoğu kişi soğanı yağın içinde iyice kavurarak yemek yapmaya başlar. Ama gerçek şu ki yağın içinde soğanı kavurmak kansere davetiyedir. Dumanlama - tütsüleme yöntemi ile hazırlanmış füme besinler tehlikeli gruptadır. Kısacası, besinlerin sizi kanser yapmalarını istemiyorsanız onların canını yakmayın. Yani yüksek ısıya uzun süre maruz bırakmayın ve de durup dururken tütsülemeyin.

Peki soğanı nasıl kullanmalı?
- Sebze yemeklerinde önce kıyma veya et suyla birlikte öldürüp pişirilmeli. Soğan üzerine çiğden konmalı. Soğanla biraz pişirdikten sonra salça ve domatesi koyup su kaynamaya başladıktan sonra sebzeler doğrayarak içine atılmalı. Sebze yemeklerinde vitamin ve mineral kaybını önlemek için en doğru olan, çok az suda pişirmektir.

Kanserojenlere karşı etkili olan maddeler neler?
- Vitamin ve minerallerin dışında ‘ikincil bitki maddeleri’ veya ‘Fitokimyasal’ dediğimiz bazı özel maddeler vardır. Bu maddelerin kanser riskini önlediği bilinir. Brokolide bulunan ‘Sulforofan’, çilek, böğürtlen, üzüm cevizdeki ‘Ellag Asidi’, narenciye ve kimyondaki ‘terpen’, domates, avakado ve mürdüm eriğindeki ‘Lutein’ maddesi ve bir çok bitkide bulunan ‘Flavanoidler’, vücudun ürettiği protein moleküllerini aktive edip, insan hücrelerine giren kanser yapıcıları zararsız hale getirmelerini sağlarlar.
Yediklerinizi kanserojen hale getirmemek için
Uzun süre yüksek ısıda işleme tabi tutulan bol proteinli besinler, kanserojen maddelerin oluşumuna neden olur. Buna mutajenite denir. Eti 35 dakika süreyle ızgara yaparsanız veya 5 dakika süreyle kızgın yağda kızartırsanız, kanserojen hale getirmeyi başardınız demektir.
Eti sebzelerle birlikte pişirirseniz - türlü, kıymalı taze fasulye gibi- o zaman mutajenite oluşumunu çok büyük oranda önlemiş olursunuz. Eti tek başına yemek yerine daha çok sebze ile karıştırarak yemek her zaman daha sağlıklıdır.
Taze sebzeleri yağda kızartmayın. Kanserojen etki oluşturabilirsiniz.
Sebze ve kurubaklagilleri yıkamadan yemeyin, pişirmeyin. Çünkü, tarım ilaç kalıntılarını pişirme yolu ile yok edemezsiniz.
Pirinç, un, soğan gibi besinleri yağda kavurmayın. Protein kaybı olur. Ayrıca, kanserojen etki oluşturabilirsiniz.
Yüksek ısıda uzun süre kaynatmayın. Bu bir çok vitamin ve mineralin kaybına neden olur, kanserojen etki oluşturabilir.
Ateşe çok yakın tutarak pişirme ve tütsüleme yapmayın.
Kurubaklagil ve tahılları kuru, nemli olmayan yerlerde saklayın. Aksi takdirde küf toksinleri oluşturabilirsiniz.
Buzluktan çıkartıp çözdürdüğünüz yiyecekleri bir daha dondurmayın. Aksi taktirde kanserojen etki oluşturabilirsiniz.
Özellikle salça, turşu, reçel vb. gibi besinleri boşalmış deterjan ve ilaç kutularında, boyalı plastiklerde saklamayın. Kurşun ve kanser yapıcı diğer maddeler yiyeceğe geçer.
Küf ve toksin üremiş besinlerden uzak durun.

Gökçen’lerin kansere karşı özel olarak hazırladığı yemek tarifleri
SAĞLIK ÇORBASI (4 Kişilik)
Malzemeler
Yarım su bardağı bezelye
1 su bardağı dilim doğranmış havuç
1 su bardağı kıyılmış karnabahar
1 su bardağı kıyılmış brokoli
1 adet kalın kıyılmış kırmızı soğan
2 adet doğranmış domates
1 tatlı kaşığı zencefil
1 çorba kaşığı toz kişniş
1 tatlı kaşığı kimyon
1 çay kaşığı karabiber

Hazırlanışı:
Bezelyeler önce haşlanır.
Sonra kalan malzemeler ile birleştirilip üzerine bir miktar daha su ilave edilirek (suyun sebzelerin üzerini üç parmak geçecek kadar eklenmesi yeterli olur) pişirme işlemine devam edilir.
Taneli yada blenderdan geçirerek servis yapılır.

İşte kanser savaşçıları
Gökçen çifti, “Lütfen aşağıdaki sebze ve meyveleri sıkça ve bol yiyin. Çünkü içlerinde kanserin hiç hoşuna gitmeyecek bir şeyler var” diyerek kansere karşı “altın besinleri” sıralıyorlar.

Bezelye
Pırasa
Taze fasulye
Karadut
Kızılcık
Kayısı
Kuş üzümü
Kiraz
Vişne
Ananas
Kırmızı ve kara üzüm
Mandalina, portakal
Greyfurt, limon
Ispanak
Karnabahar
Brokoli
Kırmızı lahana
Kara lahana
Yeşil lahana
Kuşkonmaz
Dereotu
Pazı
Turp
Şalgam
Soğan
Sarmısak
Avakado
Mürdüm eriği
Domates
Biber
Isırgan otu
Keten tohumu
Kimyon
Soya filizi


Bu konu  ile ilgili bir başka yöntem daha ileri sürelim internetten bulduğum kadariyla.... 
BESİN SATIN ALIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER 
BESİN SATIN ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİM?

Bütün gelişmiş ülkelerde gıda kanunlarında öngörülen temel ilke, tüketicinin sağlıklı ve nitelikli gıdalarla yeterli ve dengeli beslenmesidir ve gıda alımında aldatılmasının önlenmesidir. İnsanların sağlıklı olmalarında tüketilen yiyecek maddelerinin kalitesi ve tazeliği çok önemlidir. Beslenme için ilk yapılan iş besin satın almaktır. Fakat besin satın alırken bazı hususlara dikkat etmek sağlıklı besin satın almak gerekir.

Öncelikle Alış Veriş Listesi Hazırlayın!

Alış verişe çıkmadan önce satın alınacak besinler için bir liste hazırlamak ve bu listede seçeneklere yer vermek alış veriş sırasında kişiye kolaylık sağlar. Günlük, haftalık ve aylık satın alınacak besinleri sınıflandırmak besin saklama ve besin değerini muhafaza etme yönünden önemlidir. Örneğin;
  • Kuru besinler (un, bulgur, pirinç, makarna, nohut, mercimek gibi), yemeklik margarin, sıvı yağ, zeytin, salça aylık olarak,
  • Sebze, meyve, peynir, yumurta haftalık olarak,
  • Ekmek ve süt ise günlük olarak satın alınır.
Saklama imkanı yoksa gereğinden fazla besin satın alınmamalıdır.

Piyasa Fiyat Araştırması Yapıp Doğru Besin Gruplarını Seçin!

Günümüzde herkesimin sorunu olan pahalılık-enflasyon besin satın almada da hepimiz için önemli hale gelmiştir. Özellikle sabit gelirli ailelerde beslenmeye ayrılan para bilinmeli, satın almadan önce besinlerin değişik yerlerdeki fiyatları araştırılmalı ve ona göre satın alınmalıdır. Pazarların genellikle manav ve bakkallardan daha ucuz olduğu, aylık satın alınacak besinlerin tüketim kooperatifleri gibi az karla satış yapan yerlerden temin edilebileceği dikkate alınmalıdır. Aylık ve haftalık olarak ayrılan para besin grupları arasında bölünerek her gruptan satın alma yoluna gidilmelidir. Her grup için pahalı ve ucuz besinler vardır. Örneğin; Et; yumurta ve kurubaklagillerden çok daha pahalıdır. Gereksinmemiz olan protein, yumurtadan etin yarı fiyatına, kuru fasulye veya nohuttan beşte bir fiyatına sağlanabilir. Düşük gelirli aileler enerji ihtiyaçlarını karşılamak için daha ucuz olan tahılların yanında bir miktar kurubaklagil ve yumurta satın alarak diyetlerini enerji ve protein yönünden dengeli duruma getirebilirler.

Besinin Fiyatı ile Besleyici Değeri Arasında Bir İlişki Var mı?

Satın alınacak besine ödenecek parayla besleyici değeri arasında ilişki aranmamalıdır. Besleyici değeri yüksek, fiyatı ucuz olan besinler tercih edilmelidir. Aşağıda birbiri yerine kullanılabilecek besinlerden bir kaçına değinilmiştir.
  • Pekmez baldan daha besleyici fiyatı daha ucuzdur,
  • Elma ile muzun besin değeri aynı, elma çok daha ucuzdur,
  • Yapraklı marul göbekli maruldan daha besleyici fiyatı daha ucuzdur,
  • Bulgur pirinçten besleyici, fiyatı daha ucuzdur
  • İstavrit, lüfer ile aynı besin değerinde fiyatı daha ucuzdur,
  • Yumurta, et değerinde fiyatı ucuzdur,
  • Süt, gazoz gibi asitli içeceklerden çok daha besleyici fiyatı ise daha ucuz veya aynıdır,
  • Ekmek, kepekli bisküvi, galeta gibi ürünlerle aynı değerde, fiyatı daha ucuzdur.
Sağlıklı Besin Seçimi
  • Sağlıklı beslenmek için saflaştırılmamış ve zenginleştirilmiş tahıl ürünleri tercih edilmelidir. Saflaştırma işlemi sırasında tahıl ürününün doğal olarak yapısında bulunan pek çok vitamin ve mineral kayba uğrar. Bu vitamin ve minerallerin tekrar yerine konması için bu ürünün zenginleştirilmesi gerekir. Bu nedenle böyle iki ürün karşılaştırıldığında zenginleştirilmiş olan tercih edilmelidir.
  • Mümkün olduğunca yağ içeriği az olan besinler tercih edilmelidir. Bunun için ürünün etiketindeki beslenme değeri tablosundaki yağ miktarına bakılmalıdır. Özellikle kırmızı et satın alırken yağsız olanı seçilmelidir. Et türleri içerdikleri kolesterol miktarı yönünden farklılık gösterirler. Örneğin kırmızı ette bulunan kolesterol ve yağ miktarı beyaz ete oranla daha fazladır. Bu nedenle kırmızı et yerine balık ve tavuk eti tercih edilebilir.
  • Tüketiciler genellikle bazı ürünlerin etiketinde "Kolesterolsüz" veya "Kolesterol içermez" ibaresini gördüklerinde bu ürünlerin hiç yağ içermediğini düşünürler. Oysa bu düşünce yanlıştır. Kolesterol sadece hayvansal kaynaklı yiyeceklerde bulunur. Bitkisel kaynaklı besinler (zeytinyağı, mısırözü yağı, kanola yağı vb.) yüksek oranda yağ içermelerine rağmen kolesterol içermezler.
  • Bazı gıdaların etiketinde "Light" ibaresi yer alır. Bu terim ülkemizde enerjisi standart yiyeceğe göre azaltılmış ürünler için kullanılmakta, yağ oranı azaltılan besinler için kullanılmamaktadır. Ancak yurt dışında light kelimesi aynı zamanda yapı ve tat olarak hafif anlamında da kullanılmaktadır. Hangi anlama geldiğinden emin olmak için etiketteki bilgileri okumak gerekir. Light ibaresinin yanı sıra 'yağı azaltılmıştır' ibaresine de bakılmalıdır.
  • Sağlığı korumak için hazır veya yarı hazır besinler içinde tuz miktarı da azaltılmıştır. Bilindiği gibi tuz sodyum kaynağıdır. Fazla tüketildiğinde tansiyon yüksekliği, vücutta su toplanması (ödem) vb. durumlar meydana gelebilir. Bazen bir gıda etiketi üzerinde %50 den daha az tuzlu olarak tanıtılabilir. Ancak ürün az tuzlu demek değildir, çünkü bu ürünün tuzu azaltılsa bile kendisi doğal olarak tuz kaynağı olabilir. Bunun için de yine etiketteki eğer belirtiliyorsa sodyum miktarına bakılmalıdır. Örneğin az tuzlu peynir diye tanıtımı yapılan ürüne belki az tuz ilavesi yapılmıştır, ancak peynirin yapısında doğal olarak fazla miktarda sodyum bulunur.
SAĞLIKLI BESİN SEÇERKEN DİKKAT EDİN!
  • Sağlıklı beslenmek için; doğal ve taze besinler tercih edilmelidir.
  • Fazla miktarda katkı maddesi içeren besinlerden kaçınılmalıdır.
  • Çocuklara katkı maddesi içeren yiyecekler mümkün olduğunca yedirilmemelidir.
  • Saflaştırılmamış ve zenginleştirilmiş tahıl ürünleri tercih edilmelidir. Beyaz ekmek yerine kepekli, esmer ekmek tercih edilmelidir.
  • Daha az tuz içeren besinler tüketilmelidir.
  • Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine, taze sıkılmış meyve suları, ayran, limonata tercih edilmelidir.
Kalite Kontrolu ve Gıdanın Hijyenik Olması

Besin Kalitesi,tüketicinin tercihinde rol oynayan , ölçülüp değerlendirilebilen ve bir gıda ünitesini diğerinden ayırt etmeye yarayan özelliklerinin bileşimidir.
Gıdanın hijyenik olması ise, o gıdanın tümüyle hastalık etmenlerinden arınmış ve sağlığa yararlı olmasıdır. Hijyenik olmayan bir gıda besin değerinden kaybedebileceği gibi gıda kaynaklı pek çok enfeksiyona da neden olur.
Kalite kontrol kriterleri genel olarak besine göre değişir.
Etlerde tazelik, yağ oranı, et oranı, damgasının olup olmaması vb. kriterler incelenir.
Yumurtada kabuğun temizliği, çatlak olup olmaması, tazeliği ve büyüklüğü incelenir. Kurubaklagillerde küflenme, böceklenme, yabancı madde oranı, o yılın mahsulü olması, pişme kalitesi gibi kriterler yönünden kalite kontrolü yapılır.
Sebzelerde tazelik, canlılık, çamur, toz, toprak, yabancı otların bulunup bulunmama durumu, kereviz, patates, soğan vs. taze sebzelerde büyüklük durumu incelenir. Örneğin; Ispanağın kısa saplı, bol yapraklı olanı (kuzu ıspanağı) daha iyidir. Patates alırken; düzgün, yarık ve çatlaklar olmayan, çok kirli ve çok ufak olmayanları, yeşillenmiş ve çimlenmiş olmayanları alınır. Sarı patates pişerken dağılmadığından daha iyidir.
Meyvelerde tazelik, büyüklük, çürük, çamurlu bereli olup olmama durumu, tat, koku, sululuk vb. özellikler incelenir.
Süt ve yoğurt kontrolünde; tazelik , ekşilik, iyi mayalanıp, mayalanmadığı, muhafaza edildiği kapların temiz olması, içinde yabancı madde bulunup bulunmama durumuna bakılır.
Tahıllarda; yeni mahsul olma, küf, yabancı madde oranı ve o tahıla özgü diğer kalite özellikleri incelenir.
Yağlarda acıma olup olmadığı, lezzet, koku, renk vb. kriterler incelenir.
Reçellerde tane oranı, kıvamı, şekerleme durumu, doğal tat, lezzet vb. bakılır.
Zeytinlerde büyüklük, etli kısım oranı, tat, lezzet vb. özellikler incelenir.

Ambalaj Kontrolu ve Etiket Okuma

Gıda ambalajının içine konan ürünü en uygun şekilde koruması ve bozulmaları önleyici nitelikte olması arzulanır. Çünkü gıdalar mikrobiyal, biyokimyasal ve fiziksel olarak nem, sıcaklı vb gibi dış etkenlerin etkisi ile kolayca bozulurlar ve aroma kayıplarına uğrarlar. Satın alınan gıdaların alıcı tarafından kontrol edilmesi hem tüketicinin sağlığının korunması hem de ekonomik yönden aldatılmasının önlenmesi açısından çok önemlidir. Herhangi bir sebeple ezilmiş, yırtılmış, bozulmuş ambalaj bulunduran yiyecekler satın alınmamalıdır. Ambalajı yeterince iyi olmayan ürünler her zaman için kontamine olma (bulaşma) riski taşırlar.

Ürünün ambalajı üzerindeki etiket bilgi'sinin incelenmesi de tüketicinin korunması açısından büyük önem taşır. Bir ürünü satın alırken imal ve son kullanma tarihlerinin kontrol edilmesi gerekir. Son kullanma tarihi geçmiş bir ürün pazardan kaldırılmalı veya tüketiciler tarafından kesinlikle satın alınmamalıdır. Böyle ürünler bozulmuş olabilir, mikroorganizma üreyebilir, lezzeti ve fiziksel görünümü değişebilir ve besin değerinden kaybetmiş olabilir.

Ayrıca ürün etiketi üzerinde gıdanın adı, üretici firmanın adı ve adresiile üretildiği yerin belirtilip belirtilmediğine bakılmalıdır. Herhangi bir istenmeyen durumla karşılaşıldığında tüketici kiminle iletişime geçebileceğini bilmelidir. Sağlık veya Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca üretim izni verilip verilmediği kontrol edilmelidir. Ürünün net gramajına, hazırlama ve kullanma talimatı bilgisine, depolama ve saklama koşulları'na dikkat edilmelidir.

Ürünün bileşimi hakkında bilgi edinmek için ise, etiket üzerindeki "içindekiler veya bileşim (ingrediyen)" listesi ile besin değeri tablosunun incelenmesi gerekir. Ambalajlı bütün gıdaların etiketinde bileşim-içindekiler listesinin bulunması zorunludur. Buna rağmen beslenme bilgisini içeren besin değeri (karbonhidrat, yağ, protein vb besin öğeleri) tablosunun bulunması ise özel beslenme amaçlı ürünlerde zorunlu diğer ürünlerde üreticinin isteğine bağlıdır.

Gıdaların etiketleri üzerinde incelenmesi gereken bir diğer bölüm de bileşenler listesinde yer alan gıda katkı maddeleri 'dir.


Gıda katkı maddeleri;
  • Tek başına gıda olarak tüketilmezler,
  • Gıdanın ana bileşeni değildirler.
  • Gıdalara beklenen sonucu elde etmek için teknolojik amaçla (gıdaya aroma verme, raf ömrünü uzatma, görünümünü güzelleştirme vb. ) katılırlar.
  • Bu maddeler ya koruyucu ya renklendirici ya da tatlandırıcı olarak konulmaktadır.
Gıda katkı maddeleri
  • Antioksidanlar (E200 – E321 arası),
  • Lezzet vericiler (E200 – E321 arası),
  • Besin boyaları (E100 – E180 arası), kalınlaştırıcılar (E322 – E495 arası),
  • Koruyucular,
  • Tatlandırıcılar ve diğerleri şeklinde gruplandırılabilir.

Gıda katkı maddeleri ile ilgili günümüzde çok fazla tepkiler alınmaktadır. Türkiye de besinler içinde sağlık bakanlığının uygun gördüğü kodlarda ki katkı maddeleri kullanılabilmektedir. Sağlıklı bireylerde katkı maddelerine karşı duyarlılığın binde bir veya daha az olduğu söylenmektedir.

Gıda katkı maddeleri arasında önemli bir yeri olan sülfitler çok sayıda yiyecek (turşu, patates cipsi gibi), içecek (şarap gibi) ve ilaçta bulunur. Astımlı hastaların yaklaşık olarak yüzde beşinde sülfitlerin yenilmesi sonucu ciddi nefes darlığı oluşmaktadır. Bir diğer önemli katkı maddesi olan monosodyum glutamat yenilmesine bağlı olarak ortaya çıkan “Çin lokantası sendromu” adı verilen hastalıkta monosodyum glutamat içeren bir besin tüketildikten 15 - 20 dakika sonra baş ağrısı, ensede yanma hissi, bulantı ve kusma görülür. Monosodyum glutamat hazır çorbalarda, hazır et ve tavuklarda bulunmaktadır. Diğer katkı maddeleri özellikle ürtikeri olan kişilerde hastalık belirtilerinin artmasına neden olabilmektedir. Allerjisi olan hastaların, özellikle ürtiker ve atopik dermatitli hastaların, mümkün olduğu kadar taze ve katkı maddesi içermeyen yiyecekler tüketmeleri gereklidir.

Gıda katkı maddelerine duyarlılığı olan bireylerin besin satın alırken etiket üzerinde yer alan içindekiler listesine çok dikkat etmelidir.

Yapılan Alış verişi Değerlendirme

Yiyecek alış verişinden sonra bir değerlendirme yapılması gereklidir. Bu değerlendirmede;
  • Harcanan paraya karşılık en iyi yiyecek maddesinin satın alınıp alınmadığı,
  • Ev ve piyasa şartları göz önünde bulundurularak alış veriş için en uygun zamanın seçilip seçilmediği,
  • Alınan yiyeceklerin istenen miktarda olup olmadığı,
  • İstenen kalite için ödenen para miktarının uygun olup olmadığı,
  • Yiyeceğin kalitesinin kullanma amacı ve yeri düşünülerek satın alınıp alınmadığı gibi konularda bir değerlendirme yapılması,
  • Değerlendirme sonunda ortaya çıkan aksaklıkların saptanması ve daha dikkatli ve bilgili davranarak bu alışkanlıkları düzeltme yollarının aranması gerekir.
UZM. DYT. AYLİN SAYAN
 

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails